
İnsanlık olarak en büyük yanılgımız nedir biliyor musunuz? Teknolojimiz geliştikçe kendi biyolojimizi, egomuzu ve kokuşmuş insan doğamızı aştığımızı sanmamız. 1991 yılında Arizona, Oracle çölünde kurulan Biyosfer 2 (Biosphere 2) projesi, bilimin insan kibrine vurduğu en komik ve en ibretlik tokatlardan biridir.
3 Dönümlük Cam Fanusta 8 "Biyonot"
Milyarder Edward Bass'in 150 milyon dolar akıttığı projenin amacı şuydu: Mars'ta veya Ay'da kurulacak bir uzay kolonisinin birebir minyatürünü dünyada yapmak. 3 dönümlük devasa bir cam kubbe inşa edildi. İçine yağmur ormanı, minik bir okyanus ve mercan resifi, savana, çöl ve tarım alanı kuruldu. Dış dünyayla hava, su ve besin bağı tamamen kesildi. Dördü kadın dördü erkek sekiz bilim insanı fütüristik mavi tulumlarını giyip kameralar önünde kubbeye kilitlendi. İki yıl boyunca sadece içeride ürettikleriyle yaşayacaklardı.
İlk birkaç ay her şey rüya gibiydi; bamyalar toplandı, keçi sütleri sağıldı. Fakat çok geçmeden felaketler zinciri başladı. İlk darbe görünmez bir düşmandan geldi: Oksijen seviyesi hızla düşmeye başladı! Normalde havada %21 olan oksijen oranı %14'e kadar geriledi (bu oran deniz seviyesinden 4000 metre yükseklikteki dağ tepesine eşittir). Bilim insanları nefes darlığından merdiven çıkamaz, geceleri uyku apnesinden boğulur hale geldiler. Sebebi neydi biliyor musunuz? Kubbenin beton temeli kurumaya devam ederken ortamdaki karbondioksiti emiyor, bitkiler fotosentez yapamıyor ve mikroplar oksijeni tüketiyordu!
"Deneyin sonuna doğru iki düşman kampa bölünmüştük. Birbirimizin yüzüne tükürüyor, yemek çalmasın diye buzdolabına kilit takıyorduk." — Biyosfer 2 Katılımcısı
Çılgın Karıncalar, Hamam Böcekleri ve Gizli Yemek Kaçakçılığı
Ekosistemdeki tozlaşmayı sağlayan arılar ve sinekkuşları hızla öldü. Onların yerine ne türedi dersiniz? Milyonlarca hamam böceği ve istilacı "çılgın karınca" (crazy ants)! Karıncalar camları kapladı, tarım alanlarını talan etti. Bilim insanları kalorisi kısıtlı tatlı patates ve muz yemekten turuncu renge döndüler, ortalama 15-20 kilo kaybettiler. Açlık ve oksijensizlik o kadar dayanılmaz bir hale geldi ki, geceleri birbirlerinden gizli çörek ve konserve kaçırmaya başladılar.
En kötüsü ise psikolojik çöküştü. Sekiz kişilik ekip çok geçmeden 4'e 4 iki düşman kampa ayrıldı. İnsanlar birbirleriyle konuşmayı bıraktı, koridorlarda birbirlerinin yüzüne tükürmeye başladılar. Sonunda NASA ve yönetim dışarıdan gizlice sıvı oksijen ve yemek takviyesi yapmak zorunda kaldı; yani "kapalı ekosistem" iddiası tam anlamıyla patladı. Mars'a gitmeden önce insanın kendi boktan egosunu ve biyolojisini nasıl kontrol edeceğini öğrenmesi gerektiğini gösteren muazzam bir laboratuvar fiyaskosudur bu. Yıldızlara gitmek istiyorsun ama üç tane karıncayla bir avuç betona yeniliyorsun amk!
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle