Şanlıurfa Taş Tepeler projesi kapsamında ana kayaya oyulmuş dikilitaşlarıyla gün yüzüne çıkarılan Karahantepe kazı alanı.
Şanlıurfa Taş Tepeler projesi kapsamında ana kayaya oyulmuş dikilitaşlarıyla gün yüzüne çıkarılan Karahantepe kazı alanı. · Dosseman · CC BY-SA 4.0

Klaus Schmidt 1995'te Göbeklitepe'yi kazmaya başladığında dünya tarihi sarsılmıştı: "Tarihin sıfır noktası, avcı-toplayıcılar tapınak yapmış!" demiştik. Yıllarca Göbeklitepe'yi çölde tek başına duran bir mucize gibi anlattılar. Ta ki Şanlıurfa'nın Tektek Dağları'nda Karahan Tepe kazılmaya başlanana kadar! Ortaya çıkan gerçek çok net: Göbeklitepe yalnız değildi; bölgede en az 12 devasa tapınak yerleşiminden oluşan muazzam bir Neolitik uygarlık ağı (Taş Tepeler) vardı!

Ana Kayaya Oyulmuş Dev İnsan Başı ve 11 Fallus Sütunu

Prof. Dr. Necmi Karul başkanlığında yürütülen Karahan Tepe kazılarında öyle bir salon bulundu ki, arkeologlar içeri girdiğinde nefesleri kesildi: AD Yapısı (Kült Salonu). Tamamen ana kayanın içi oyularak inşa edilmiş devasa bir ritüel havuzu! Havuzun kenarındaki duvardan dışarı doğru fırlayan, boynu bir yılan gibi kıvrılmış, bilge ve ürpertici bir insan başı heykeli duruyor.

Ve o insan başının tam karşısında, ana kayadan tek parça halinde yontulmuş tam 11 adet devasa fallus (penis) biçimli dikilitaş yükseliyor. Odaya giren kişinin bu sütunların arasından yılan gibi kıvrılarak geçmesi ve en sonunda o dev insan başının gözleriyle burun buruna gelmesi tasarlanmış. Üstelik 2023 yılında Karahan Tepe'de bulunan 2.3 metre boyundaki gerçekçi insan heykeli (kaburgaları, omurgası ve elleriyle kendi cinsel organını tutan dev figür), o dönem insanının plastik sanat kabiliyetinin Rönesans heykeltıraşlarıyla yarışacak düzeyde olduğunu kanıtladı!

"Göbeklitepe'de hayvan figürleri ağırlıktayken, Karahan Tepe'de insan figürü ve insan yüzü merkeze oturmuştur; insan kendi bilincinin ve tanrısallığının farkına varmıştır."

Tapınakları Yıkmadılar, Saygıyla "Toprağa Gömdüler"!

İşin en akıl almaz ve en gizemli tarafı nedir biliyor musunuz? Bu devasa tapınaklar bir savaşla, depremle veya istilayla yıkılmadı. MÖ 8000 civarında, inşa eden insanlar tarafından binlerce ton toprak, çakıl ve taş getirilerek bilerek ve özenle toprağa gömüldü! Adeta kutsal bir ölüyü defneder gibi tapınaklarını canlı canlı toprağın altına mühürleyip bölgeyi terk ettiler.

Neden? Neyi saklıyorlardı? Bir felaketin geleceğini mi biliyorlardı, yoksa bu tapınaklar göksel bir döngünün tamamlanmasıyla vazifesini bitirmiş birer enerji kapısı mıydı? 12 bin yıl önce yaşayan insanlara "ilkel avcılar, ellerinde taşla bizon kovalıyorlardı" diyen o kibirli evrimsel tarih tezi, Karahan Tepe'nin o taştan gözlerinin önünde yerle bir oldu. Biz geçmişin değil, geçmişteki bir zirvenin unutulmuş kalıntılarıyız.