1922 yılında Bavyera’da altı kişinin öldürüldüğü Hinterkaifeck vakasının yaşandığı kırsal Bavyera çiftlik mimarisi.
1922 yılında Bavyera’da altı kişinin öldürüldüğü Hinterkaifeck vakasının yaşandığı kırsal Bavyera çiftlik mimarisi. · Andreas Keller · Copyrighted free use

1922 yılının Mart ayı sonunda, Münih'in yaklaşık 70 kilometre kuzeyindeki ıssız bir Bavyera çiftliği olan Hinterkaifeck'te yaşananlar, suç tarihinin en karanlık, en tüyler ürpertici kurgu-dışı kabusudur. Bir katil düşünün; cinayetten günler önce evin çatı katına yerleşiyor, sizi adımlarıyla dinliyor, aileyi tek tek ahıra çekip kafalarını kazmayla parçalıyor ve cinayetten sonra evden kaçmak yerine günlerce evde kalıp sığırları besliyor, mutfakta yemek pişiriyor!

Karda Çiftliğe Doğru Gelen Ama Asla Geri Dönmeyen Ayak İzleri

Cinayetlerden birkaç gün önce çiftlik sahibi Andreas Gruber komşularına çok tuhaf bir şey anlattı: Taze yağmış karın üzerinde, ormanın derinliklerinden çıkıp evin kapısına kadar gelen ayak izleri vardı. Ama etrafta ormana geri dönen hiçbir ayak izi yoktu! Biri ormandan çıkıp eve girmiş ve evde kalmıştı amk!

Dahası vardı: Andreas geceleri çatı katından ayak sesleri ve tahta gıcırtıları duyduğunu, anahtarlıklarından birinin kaybolduğunu ve masanın üzerinde kimsenin satın almadığı yabancı bir gazete bulduğunu söyledi. Çiftliğin eski hizmetçisi altı ay önce "Bu ev lanetli, çatıda biri yaşıyor, fısıltılar duyuyorum" diyerek korkudan istifa edip kaçmıştı. Yeni hizmetçi Maria Baumgartner ise işe başladığı günün akşamında öldürülecekti...

"Katil, ahırdaki 6 ineği sağmış, yemlerini vermiş, köpeği bağlayıp beslemiş ve bacadan günlerce duman tüttürerek komşuların şüphelenmesini engellemişti."

Ahırda Kurulan Tuzak ve Yedi Yaşındaki Cäzilia'nın Saçları

31 Mart 1922 gecesi katil harekete geçti. Andreas Gruber'i, eşi Cäzilia'yı, dul kızı Viktoria'yı ve 7 yaşındaki torunu Cäzilia'yı sırayla, tek tek ahıra çağırdı. Karanlık ahıra adımını atan her aile ferdinin kafasına Reuthaue (çapa/kazma) ile vurdu. Cesetleri samanların üstüne üst üste dizdi. Ardından eve girip yataklarında uyuyan iki yaşındaki Josef'i ve hizmetçi odayı katletti.

Olay yeri incelemesinde adli tıp uzmanlarının kanını donduran detay neydi biliyor musunuz? 7 yaşındaki küçük Cäzilia kafasına darbe aldıktan sonra hemen ölmemişti; saatlerce yaralı halde cansız anne ve babasının yanında yatmış, dehşet ve acı içinde kendi saç tutamlarını kökünden yolup avuçlarında sıkmıştı!

Olayın üzerinden 100 yılı aşkın süre geçti. Münih polisi 2007'de modern kriminal tekniklerle dosyayı baştan sona yeniden inceledi. Bir şüpheli profili çıkardılar ancak o dönemki tanıkların ve şüphelilerin tamamı öldüğü için katilin kimliği hiçbir zaman resmi olarak açıklanamadı. Hinterkaifeck, insanın kanını donduran o meşum soruyu fısıldamaya devam ediyor: Geceleri çatınızdan gelen o tıkırtıların gerçekten rüzgar olduğuna emin misiniz?