
Kuzey Denizi'nin buz gibi dalgalarının dövdüğü, İskoçya'nın dış Hebridler açıklarındaki ıssız Eilean Mòr adası... 1900 yılının Aralık ayında bu kayalıkta yaşananlar, denizcilik tarihinin en tekinsiz kaybolma vakası olarak kayıtlara geçti. Üç dağ gibi deneyimli deniz feneri bekçisi: James Ducat, Thomas Marshall ve Donald MacArthur. Bir gecede buhar olup uçtular amk!
"Fırtına Dindi, Tanrı Her Şeyin Üstünde": Tüyler Ürpertici Seyir Defteri
26 Aralık 1900'de Hesperus ikmal gemisi adaya yanaştığında fenerde hiçbir karşılama bayrağı dalgalanmıyordu, işaret fişeği atılmamıştı. Kaptan yardımcısı Joseph Moore kayalığa çıkıp fener binasına girdiğinde kapının kilitli olduğunu gördü. Kapıyı kırıp içeri girdiğinde ortam donup kalmıştı:
- Mutfaktaki şöminenin külleri buz gibiydi, saat durmuştu.
- Masada yenmemiş yemekler ve devrilmiş tek bir sandalye vardı.
- Bekçilerden birinin yağmurluğu askıda asılı duruyordu; yani dondurucu kış fırtınasında adamlardan biri paltosuz dışarı fırlamıştı!
Asıl delirtici detay seyir defterinde çıktı: 12 Aralık'ta Marshall, "Böyle bir fırtınayı hayatımda görmedim, Ducat çok sessiz, MacArthur ağlıyor" diye yazmıştı. Ulan MacArthur koca İskoç donanmasının en sert denizcisi, fırtına gördü diye niye hüngür hüngür ağlasın? Üstelik işin en sapıkça tarafı ne biliyor musunuz? O tarihte bölgedeki hiçbir meteoroloji istasyonunda ve civardan geçen gemilerde fırtına falan kaydedilmemişti! Hava süt limandı amk! Son kayıt 15 Aralık öğle saatinde düşülmüştü: "Fırtına dindi, deniz sakin. Tanrı her şeyin üstünde..."
"Fenerin batı iskelesinde deniz seviyesinden 30 metre yüksekteki devasa demir korkuluklar bükülmüş, bir tonluk beton bloklar yerinden sökülmüştü!"
Serseri Dalga mı, Yoksa Delilik mi?
Resmi soruşturma kurulunun kolaya kaçan açıklaması klasikti: "Bekçiler iskeleyi onarmaya çalışırken aniden vuran bir serseri dalga (freak wave) üçünü birden okyanusa çekti." İyi de fener yönetmeliğine göre üç bekçiden en az birinin fener kulesinde nöbetçi kalması kanuni zorunluluktu; üçü birden neden aşağı insin? Neden biri montunu almadan fırlasın? Ve en önemlisi, kayıtlarda olmayan hayali bir fırtına yüzünden neden koca adamlar ağlama krizine girsin?
Kimi yerel efsaneler adada antik Kelt rahiplerinin lanetli mezarlarının bulunduğunu ve bekçilerin zihinlerinin ele geçirildiğini söyledi. Kimisi ise bekçilerden birinin çıldırıp diğer ikisini baltayla doğrayıp denize attığını, sonra da kendini uçurumdan bıraktığını öne sürdü. Ama adada tek bir damla kan bulunamadı. Eilean Mòr feneri bugün tamamen otomatik çalışıyor; çünkü o geceden sonra adada kalmaya cesaret eden tek bir bekçi bile çıkmadı.
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle