
Sahnede kılıç yutan sihirbazları bilirsiniz; optik illüzyonlar, katlanan bıçaklar falan... Ama 1947 yılında İsviçre'nin Zürih Kantonal Hastanesi'nde tıp profesörlerinin, cerrahların ve röntgen uzmanlarının gözleri önünde yaşanan olay bir illüzyon değil; tıp fakültelerinde öğretilen tüm anatomi ve fizyoloji yasalarının iflas ettiği tarihi bir andı: Mirin Dajo Vakası.
Karaciğeri, Akciğeri Delip Geçen 70 Santimlik Çelik Kılıç
Gerçek adı Arnold Gerrit Henskes olan bu Hollandalı adam, sahne adı olarak Esperanto dilinde "Harika" anlamına gelen Mirin Dajo'yu seçmişti. Gösteri son derece basitti ama izleyenlerin midesini bulandıracak kadar dehşet vericiydi: Dajo üstünü çıkarıp yarı çıplak duruyor, asistanı Jan Dirk de Groot eline 70 santimlik kör ve paslanmaz çelik bir eskrim meçi (rapier) alıyordu.
Asistan kılıcın ucunu Dajo'nun sırtına dayıyor ve tek bir hamlede kılıcı vücuduna saplıyordu! Kılıç adamın sırtından giriyor; kalbinin birkaç santim yanından, akciğerlerini, böbreklerini ve karaciğerini delip göğsünün ön tarafından fırlıyordu! Dajo'nun yüzünde ne acı ne de kasılma vardı; odada yürümeye devam ediyor, sigara içiyor ve fotoğrafçılara poz veriyordu! Ve en akıl almaz detay: Vücudundan tek bir damla bile kan akmıyordu!
"31 Mayıs 1947'de Zürih Hastanesi'nde şüpheci cerrahlar Dajo'yu röntgen cihazının önüne koydular; ekranda kılıcın adamın hayati organlarının tam ortasından geçtiği kabak gibi tescillendi!"
Doktorların Çaresizliği ve "Koruyucu Sesler"
Doktorlar adamın delindiğinden emin olmak için kılıcı çektiler. Kılıç çıktığında yaralardan fışkıran kan veya irin olmadı; sadece iki küçük delikten hafif berrak bir sıvı sızdı ve yaralar dakikalar içinde kapandı. Dajo ardından doktorların gözü önünde bahçede koşu yaptı! Enfeksiyon yoktu, iç kanama yoktu, organ delinmesi yoktu.
Dajo bu yeteneği nasıl kazandığını açıkladığında materyalist bilim insanları yine tıkandı: "Ben bu bedenin sahibi değilim; beden sadece bilincimin bir elbisesidir. Zihnimi odakladığımda maddesel doku demateryalize (enerjiye) dönüşüyor ve kılıç hiçbir dokuyu parçalamadan aralarından kayıp geçiyor." Dajo bu gösterileri para için değil, insanlara materyalist dünyanın ötesinde bir ruhsal gerçeklik olduğunu kanıtlamak için yapıyordu.
1948 yılında kendisine rehberlik eden seslerin talimatıyla koca bir dikiş iğnesini yuttu. İğne ameliyatla çıkarıldı ancak birkaç gün sonra iç kanamadan öldü. Bilim dünyası Mirin Dajo'yu "açıklanamayan sıra dışı bir anomali" diyerek hemen halının altına süpürdü. Ama o röntgen filmleri, insan zihninin inandığı takdirde kendi etini ve kemiğini bile baştan yazabilecek ilahi bir güce sahip olduğunun en sarsıcı belgesi olarak tıp arşivlerinde duruyor.
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Bu tartışmaya ilk yorumu sen ekle