Bilinç ve enerji alanı modellerinde sıkça başvurulan toroidal (torus) alan geometrisi.
Bilinç ve enerji alanı modellerinde sıkça başvurulan toroidal (torus) alan geometrisi. · WikiHelper2134 · CC BY-SA 3.0

Astral seyahat veya beden dışı deneyim (OBE) ile ilgilenen herkesin yolunun kesiştiği, hem en büyük güvence hem de en büyük dehşet kaynağı olan tek bir kavram vardır: Gümüş Kordon (Silver Cord). Yüzyıllardır farklı kültürlerin okült metinlerinde, Doğu mistisizminde ve modern parapsikoloji laboratuvarlarında tarif edilen bu parlak bağ, gerçekten fiziksel beden ile ruh arasındaki göbek bağı mıdır?

Eski Ahit'ten Robert Monroe'nun Laboratuvarına

İlginçtir ki bu kavram modern bir New Age uydurması değildir. Kitab-ı Mukaddes'in Vaiz (Ecclesiastes 12:6) bölümünde ölüm anı tarif edilirken aynen şu ifade kullanılır: "Gümüş kordon kopmadan, altın kase kırılmadan, testi çeşme başında parçalanmadan önce Yaradan'ını hatırla..." Antik metinlerde ölüm, bu parlak kordonun kopması olarak tanımlanır.

20. yüzyılda bu konuyu bilimsel olarak kayıt altına almaya çalışan ve binlerce beden dışı deneyim yaşayan iş insanı Robert Monroe, kordonu bizzat deneyimleyenlerdendi. Monroe, bilinci bedeninden ayrılıp tavana doğru yükseldiğinde, fiziksel bedeninin baş bölgesinden veya göbeğinden çıkıp astral bedenine bağlanan, yaklaşık birkaç santim kalınlığında, elastik, ışıldayan gümüşi bir ip fark etti. Ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın kordon inceliyor ama asla kopmuyordu; adeta sonsuz esneme kabiliyetine sahip bir enerji hattı gibiydi.

"Kordonun varlığı deneyimciye muazzam bir güvenlik hissi verir; çünkü en ufak bir panik veya korku anında kordon yay gibi gerilerek bilinci saniyenin binde birinde fiziksel bedene geri çeker."

Ani Şoklar ve "Karabasan" Hissi

Astral seyahat yapanların sıkça anlattığı o "yukarıdan düşme ve aniden yatakta sıçrayarak uyanma" (hipnik seğirme) hissi var ya; işte parapsikologlara göre bu tam olarak gümüş kordonun güvenlik mekanizmasıdır. Astral boyutta bilinciniz tehlikeli veya korkutucu bir frekansla karşılaştığında kordon anında bir mıknatıs gibi devreye girer ve sizi bedene fırlatır. Beden ile bilinç tam senkronize olamadığı o ilk birkaç saniyede ise kıpırdayamazsınız; halkın "karabasan" dediği geçici felç durumu oluşur.

Peki ya kordon koparsa? Ezoterik gelenek çok nettir: Kordonun kopması, tıbbi olarak ani kalp durması veya uykuda ölüm demektir. Fiziksel bedeni besleyen yaşam enerjisi kesildiği için geriye sadece boş bir biyolojik kabuk kalır. Bilincin sadece beyindeki nöronların kimyasal reaksiyonu olduğunu iddia eden materyalist nöroloji bu kordonu açıklayamaz; ama binlerce bağımsız insanın aynı ışıldayan elastik bağı tarif etmesi, bilincin et ve kemikten çok daha öte bir frekansa bağlı olduğunun en somut fısıltısıdır.