
Resident Evil (1996) / Spencer Malikanesi Skandalı

tarih temmuz 1998. yer racoon city denilen, dünyanın en talihsiz kasabası.
olay şöyle başlıyor; bu kasabanın etrafındaki arklay dağlarında birtakım yamyamlık vakaları, "ormanlık alanda parçalanmış ceset bulduk" haberleri ayyuka çıkıyor. Yerel yönetim de diyor ki "bizim S.T.A.R.S diye özel bir polis ekibimiz var, salalım şunları ormana da ne var ne yok baksınlar."
ilk olarak bravo team adındaki ekibi gönderiyorlar ama heriflerden ses soluk kesiliyor. bunun üzerine bizim efsane alpha team toplanıp gidiyor. grupta kimler var? chris redfield (damarlarında kandan çok kas olan abi), jill valentine (kilit açma üstadı, karizma abla), albert wesker (gözünden güneş gözlüğünü çıkarmayan, buram buram 'ben hainim' kokan ekip lideri) ve barry burton (magnum'una tapan koca yürekli adam).
Alpha ekibindeki başlıca isimler




bunlar ormana bir iniyor, ortalık ana baba günü. helikopter pisti boş, etrafta vahşi mutant köpekler (zombi köpek / cerberus) beliriyor. ekip panik halinde kaçarken ormanın ortasında beliren devasa bir malikaneye sığınıyorlar: spencer mansion.

malikaneye adım atar atmaz "oh be başımızı sokacak bir yer bulduk" diyorlar ama keşke ormanda köpeklerle tek kale maç yapsaydık diyecekleri anlar başlıyor. wesker bir anda kayboluyor, ekip dağılıyor. chris ya da jill (hangisiyle oynuyorsanız artık) başlıyor koca malikaneyi gezmeye.
gezerken karşılaşılan ilk manzara: bir koridorda arkası dönük bir herif. adam yavaşça kafayı bir çeviriyor ki; yerde birini yiyor, gözler kaymış, surat fecaat. o efsane "ilk zombi sinematiği" burada devreye giriyor. ulan çocukken az mı altımıza sıçtık o sahnede.

ilerledikçe ortamın iyice çivisi çıkıyor. malikane desen malikane değil; kilitli kapılar, amblemli anahtarlar (maça, karo, sinek), eksik müzik notaları, piyanoda alakasız parçalar çalınca açılan gizli geçitler... mimarı mimar değil, bildiğin bulmaca tutkunu bir mazoşist.
derken hikaye derinleşiyor. malikanenin altında umbrella corporation isimli bir ilaç firmasının gizli laboratuvarı olduğu ortaya çıkıyor. meğer bu umbrellacılar t-virus denilen bi halt geliştirmişler. bu virüs temas ettiği her şeyi mutasyona uğratıyor. nitekim malikanede zombi dışında ne ararsan var:
- kütüphanede gezen devasa yılan (yawn)
- tavanlarda cirit atan dev örümcekler
- bitki desen bitki değil, insan yiyen devasa ot (plant 42)
- bir de tavandan üstüne atlayan, derisi soyulmuş ne idüğü belirsiz yaratıklar (hunter)
Malikânede karşılaşılan diğer yaratıklar




bi yandan hayatta kalmaya çalışırken bi yandan da günlükleri okuyorsun. o efsane "itchy tasty" (kaşınıyor, lezzetli) günlüğü burada çıkıyor karşımıza. virüsü kapan bir araştırma görevlisinin adım adım zombiye dönüşünü, aklını kaybedişini okuyup "uf ne ortama düştük" diyorsun.
sonlara doğru olay çözülüyor. meğer bütün bu kurgunun arkasındaki şerefsiz, ekibin lideri albert wesker'dan başkası değilmiş. adam meğer umbrella'nın ajanıymış. S.T.A.R.S ekibini de sırf yaratıkların (biyo-organik silahların) eğitimli askerlere karşı ne kadar etkili olduğunu test etmek, yani resmen yem olarak kullanmak için oraya getirmiş.
wesker bunları underground lab'a kadar çekiyor ve en büyük kozu olan tyrant adındaki devasa mutasyonlu zebaniyi uykusundan uyandırıyor. ama klasik kötü adam hatası; tyrant uyanır uyanmaz ilk iş gelip wesker'ı deşiyor (en azından o an öldü sanıyoruz).

sonra ne mi oluyor? bizimkiler tyrant'ı zorda olsa hırpalıyor, malikanenin kendi kendini imha mekanizmasını çalıştırıyorlar. çatıya çıkıp helikoptere işaret fişeği atıyorlar. tam "kurtulduk amk" derken yer yarılıyor, hırpalanan tyrant çatıya fırlıyor.
en kritik anda brad (helikopter pilotu) yukarıdan bir adet rocket launcher sallıyor. jill/chris roketi basıyor tyrant'a, yaratık parça pinçik oluyor. malikane arkada patlarken bizimkiler helikoptere binip gün doğumuna doğru uçuyorlar.

eksik kalan/gözden kaçan detaylar..

- malikanenin mimarı george trevor'a ve karısı/kızına yapılanlar ayrı bir dramdır (lisa trevor mevzusu).
- barry abimizin wesker tarafından ailesiyle tehdit edilip şantaja uğraması iç yakar.
- koskoca s.t.a.r.s. üyesisin, envanterinde sadece 6 slot var. ulan koca adamsın, cebine iki mermi daha koyamıyor musun?
- daktilo şeridi (ink ribbon) bitmesin diye kayıt yapmaya korkarak oynamak 90'lar gençliğinin en büyük travmasıdır.

bkz: umbrella corporation'ın vizyonsuzluğu
bkz: albert wesker karizması
bkz: jill valentine master of unlocking
bkz: itchy tasty
Hikâyenin devamı: Resident Evil 2: Raccoon City.
Karakter tasarımları ve oyun görselleri © CAPCOM. Serinin farklı oyunlarına ait görünümler kullanılmıştır. Görsel erişimi: PlayStation ve REVIL.
—
Tartışmaya katıl
Yorum yazmak ve etkileşimde bulunmak için giriş yapmalısın.
Henüz cevap yok. İlk cevabı sen yazabilirsin.